Güzel Ülkem, Türkiye'm.
Evet her şeyi güzel bizim memleketimizin. Üç tarafı denizlerle çevrili, dağları, ovaları, nehirleri, peri bacası, travertenleri, mağaraları, yeşili, mavisi ve daha saymak bitiremeyeceğimiz kadar güzellikler ile kaplı bu nadide ülke.
Ama öyle bir şey var ki bunların hepsini alıp götürüyor.
Hani ilk okul yıllarımızda anlatılagelir, kişilik "1" olsun, çalışmak"0", ekle "10" olur, azim bir "0" daha ekle, 100 olur ve liste böylece uzar gider, fakat kişilik yoksa geriye upuzun bir "0" kalır. İşte tam da böyle bir şey var ülkemizde. Ne mi o? Başarısızlığın öğretilmesi ve öğrenilmesi.
Bu nadide ülkede varsa en dertli ağıt, o da başarısızlık ağıtları, varsa en kederli söylem başarısızlık söylemleri, varsa bir başarısızlık bu da başarısızlığın öğretilmesi ve zamanla başarısızlığı öğrenme alışkanlığıdır.
Öğrenilmiş başarısızlık ve öğretilmiş başarısızlık kavramları malumunuz. Bu konular üzerinde bilimsel çalışmalar da var, ki bunlara girecek değilim, bunlar işi bu olanların bahisleri. Benim dertlendiğim konu başarısızlığı neden ülkemizde topyekun düstur edinmiş olduğumuz.
Denemek belki başarısızlığa götürecektir bizi, bunu bilemeyiz ama denemeye değer, çünkü hiç denemeden zaten başarmamız mümkün değil.
Bizi başarıya götürecek yollar sadece denemek ile açığa çıkar, deneyerek başarısızlıklara uğramak sonuca olan inancı değiştirmemelidir. Bu denemeler ile başarıya giden yolda neler yapmamamız gerektiğini öğrenmiş olmamız bizim için yine bir başarıdır. Bir daha ki sefere bir başka yol deneyerek başarıya doğru gitmeye gayret etmeliyiz.
Ne kaybederiz? Elbette hiç bir şey.
İlk okul çağlarından itibaren, artık çocuklarımıza başarısızlık hikayeleri anlatmadan, neler olamayacaklarını göstermeden eğitim vermeliyiz. Örnek başarı hikayeleri ile ufuklarını açmalıyız. Neleri yaparsalar başarılarına hız katacaklarını öğretmeliyiz. İşte o zaman başarı kaçınılmaz olur.
Bizlere düşen de işte tam olarak budur.
Başarıyı hedefleyen ve bu yolda gerekirse başarısız olduğunda bu başarısızlığına giden yolları elemenin de bir başarı olduğunu bilen ve buna göre yaşayan bir nesil artık ülkemiz için şart.
Bu görev de bize düşüyor.
Önce biz başarmalıyız ki başarıyı bekleyelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder